Okulda başkalarıyla “aynı dili konuşamayan” bir çocuğun sessizliği, aslında sistemin en gürültülü çığlığıdır. Eğitim sistemi, iddia edildiği gibi tarafsız, evrensel ve mutlak bir fırsat eşitliği kapısı mıdır? Yoksa egemen sınıfların dilsel sermayesini kutsarken; taşranın, çeperin ve alt sınıfların dilsel habitusunu “kusur” ilan eden kurumsal bir eleme fabrikası mı? Bu kitap; Pierre Bourdieu, Paulo Freire ve Basil Bernstein gibi devlerin kuramsal miraslarını arkasına alarak sınıfın dehlizlerine iniyor. Aynı zamanda bu çalışma; dilsel uyumsuzluğun öğrenciyi nasıl bir “Sıkışma Üçgenine” (aynı dili konuşamama-ötekileştirme-yabancılaşma) hapsettiğini ve bedenini nasıl kurumsal bir prangaya dönüştürdüğünü ifşa ediyor. Sınırları sınıf duvarlarıyla da çizmiyor; eğitimdeki Yapay Zekâ ve dijitalleşme hamlelerinin yarattığı “Dijital Dilsel Kapital” dayatmasını ve en önemlisi, barışçıl diyalog kanalları bütünüyle tıkanan çocukların yaşadığı o kolektif cinnetin okullarda nasıl yıkıcı birer fiziksel şiddete dönüştüğünü çarpıcı bir sosyolojik analize tabi tutuyor. Okul kapılarına turnikeler yerleştirip, duvarları jiletli tellerle yükselterek ve polisiye bariyerlerin arkasında sahte güvenlikle avunan kurumsal akla karşı bu kitap; insanı, barışçıl diyaloğu ve sosyal adaleti yeniden merkeze alan sarsıcı bir “Ontolojik Onarım” manifestosudur. Sesini duyuramayan tüm çocukların, kendi dünyalarını kendi kelimeleriyle yeniden özgürce adlandıracağı bir gelecek için...
The transfer of the table of contents for the content is ongoing.
This book is available for the period specified under the following Digital Rights Management (DRM) Terms: