Günümüz dünyasında spor, yirmi birinci yüzyılın en dinamik ve çok boyutlu küresel olgusu haline gelmiştir. Artık yalnızca fiziksel yeteneğin sergilendiği bir rekabet arenası olmanın ötesinde; ekonomik devasa bir pazar, karmaşık bir hukuk alanı, etik bir sorumluluk sahası ve teknolojik dönüşümün laboratuvarı olarak konumlanmaktadır. Bu engin ve sürekli genişleyen ekosistemin ruhunu ve meşruiyetini koruyan temel ilke ise şüphesiz ki Fair Play (Dürüst Oyun) kavramıdır. Fair Play, basitçe kurallara uymak veya rakibe nezaket göstermekle sınırlı bir davranış biçimi değildir. O, sporun felsefi ve pratik pusulasıdır; adalet, eşitlik, şeffaflık, karşılıklı saygı ve sosyal sorumluluk bilincinin sporun tüm paydaşlarına –sporculardan yöneticilere, antrenörlerden taraftarlara kadar– yansımasını ifade eden evrensel bir etik sözleşmedir. Fair Play, yalnızca saha içinde değil, hukuki düzenlemelerden sponsorluk anlaşmalarına ve dijital inovasyonlara kadar uzanan çok katmanlı bir yapının ahlaki temelini oluşturur.
İçeriğe ait içindekiler bölümünün aktarımı devam etmektedir.
This book is available for the period specified under the following Digital Rights Management (DRM) Terms: