İnsanın iç dünyası ile estetik anlayışı arasındaki ilişki, yalnızca görsel bir beğeni ya da anlık bir hoşnutlukla sınırlı değildir. Estetik deneyim, bireyin kendisini, içinde yaşadığı dünyayı ve diğer insanları algılama biçimini doğrudan biçimlendiren derin bir süreçtir. Bu nedenle estetik, yalnızca güzelliği fark etmek değil, aynı zamanda varlığı ve dünyayı anlamlandırmanın bir yoludur. Tiyatro, bu anlamlandırma çabasının en güçlü biçimde kendini gösterdiği sanat dallarından biridir. Çünkü tiyatro, insan deneyimini sahneye taşıyarak onu yeniden canlandırır. Bu yönüyle tiyatro, bireyin iç dünyası ile toplumun ortak belleği arasında bir köprü kurar. Geçmişten bugüne aktarılan duygu, düşünce ve acılar, tiyatro aracılığıyla canlı birer gerçekliğe dönüşür. Dolayısıyla tiyatro, yalnızca izlenen bir gösteri değil, kolektif bir düşünme ve ortak bir hissetme alanıdır.
İçeriğe ait içindekiler bölümünün aktarımı devam etmektedir.
Bu kitap aşağıdaki Dijital Hak Yönetimi (DRM) Koşullarıyla belirlenen süre için kullanılabilmektedir: