Arktik Bölgesi (Arktik), yirmi birinci yüzyılın başından itibaren uluslararası sistemde artan bir ivmeyle stratejik, ekonomik ve siyasi önemi genişleyen bir coğrafya haline gelmiştir. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin en görünür biçimde hissedildiği Arktik, aynı zamanda jeopolitik rekabetin yeni eksenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bölgedeki buz örtüsünün hızlı erimesi, deniz ulaşım rotalarının açılması ve hidrokarbon ile mineral kaynaklarına erişimin kolaylaşması, Arktik’i yalnızca kıyıdaş devletlerin değil, bölge dışı aktörlerin de ilgi odağına yerleştirmiştir. Bu gelişmeler, 1990’lı yıllardan itibaren hâkim olan “Yüksek Kuzey, düşük gerilim” söyleminin zayıflamasına ve bölgenin giderek artan biçimde güvenlik, tehdit algısı ve stratejik rekabetle ilişkilendirilmesine yol açmıştır. Soğuk Savaş boyunca Arktik, ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki nükleer caydırıcılık mimarisinin merkezinde yer alan yüksek riskli bir askeri faaliyet alanı olmuştur.
İçeriğe ait içindekiler bölümünün aktarımı devam etmektedir.
Bu kitap aşağıdaki Dijital Hak Yönetimi (DRM) Koşullarıyla belirlenen süre için kullanılabilmektedir: