Yıllardır beden eğitimi derslerinde, spor salonlarının o tanıdık parke gıcırtıları ve yankılanan düdük sesleri arasında zihnimi meşgul eden bir soru vardı: Derslerde ve antrenmanda kusursuzca yaptırdığım bir beceriyi, öğrencilerim oyunun o kaotik ve akışkan anında neden bir türlü sergileyemiyordu? Turnikeyi adımlarken tereddüt etmeyen, voleybolda manşeti defalarca doğru teknikle karşılayan o çocuklar, maçın heyecanıyla neden bildiklerini unutmuş gibi davranıyorlardı? Bu soru, meslek hayatımın dönüm noktası oldu. Sorunun, bir beceri eksikliğinden ziyade bir "anlama" eksikliğinden kaynaklandığını fark ettim. Öğrencilerimiz, hareketleri birer reçete gibi ezberliyor, ancak o hareketin "neden," "ne zaman" ve "nasıl" kullanılacağına dair derin bir kavrayış geliştiremiyorlardı. Onlara sadece hareketin gramerini öğretiyor, fakat hareketle anlamlı cümleler kurmayı yani oyunun dilini konuşmayı ıskalıyorduk.
İçeriğe ait içindekiler bölümünün aktarımı devam etmektedir.
This book is available for the period specified under the following Digital Rights Management (DRM) Terms: