Oyun, insanlık tarihinin en eski öğrenme, iletişim ve kültür aktarma biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Çocukluk döneminde ise oyun, yalnızca boş zamanın geçirildiği bir uğraş olmaktan çok daha fazlasını temsil eder. Çocukların dünyayı anlamlandırdığı, sosyal normları keşfettiği, bedensel ve bilişsel becerilerini yapılandırdığı bir öğrenme alanıdır. Bu nedenle, özellikle geleneksel çocuk oyunlarının barındırdığı örtük kurallar, ritüeller ve sosyal etkileşim biçimleri, pedagojik açıdan incelendiğinde oldukça zengin bir kültürel mirasa işaret eder [1].
İçeriğe ait içindekiler bölümünün aktarımı devam etmektedir.
Bu kitap aşağıdaki Dijital Hak Yönetimi (DRM) Koşullarıyla belirlenen süre için kullanılabilmektedir: